ANITKABİR’DEN TÜRK MİLLETİNE SÖZÜMÜZDÜR; LAİK CUMHURİYETTEN, ÜNİTER ULUS DEVLETTEN, DİL BİRLİĞİNDEN VE VATANIN BÖLÜNMEZ BÜTÜNLÜĞÜNDEN VAZGEÇMEYECEĞİZ!
Bugün Türkiye’nin dört bir yanından gelen Atatürkçü Düşünce Derneği şube başkanlarımız, yöneticilerimiz, üyelerimiz ve Cumhuriyetimize yürekten bağlı duyarlı yurttaşlarımızla birlikte, Büyük Önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün manevi huzurunda bir kez daha söz verdik.
Cumhuriyete sahip çıkacağız.
Laikliğe sahip çıkacağız.
Üniter ulus devletimize sahip çıkacağız.
Ulusal egemenliğimize, bağımsızlığımıza ve milletimizin bölünmez bütünlüğüne sahip çıkacağız!
Çünkü biliyoruz ki, Türkiye Cumhuriyeti, birilerinin masa başında keyfine göre yeniden tarif edebileceği sıradan bir devlet değildir.
Bu Cumhuriyet; Sakarya’da, Dumlupınar’da, Kocatepe’de, Afyon’da, İzmir’de verilen bağımsızlık mücadelesinin; Anadolu insanının kanıyla, emeğiyle, fedakârlığıyla kurulmuş, ilelebet payidar olacak büyük bir eserdir.
Bu ülkenin tapusu saraylarda, kapalı kapılar ardında, siyasi pazarlık ve masalarında yazılmamıştır. Bu ülkenin tapusu Kuvayı Milliye’dir.
Bu ülkenin kuruluş senedi Lozan’dır.
Bu ülkenin iradesi Türkiye Büyük Millet Meclisi’dir.
Bu ülkenin egemenliği kayıtsız şartsız Türk milletinindir.
Kim hangi makamda oturursa otursun, kim hangi siyasi gücü elinde bulundurursa bulundursun, hiç kimse kendisini Cumhuriyetin kurucu iradesinin üzerinde göremez.
Hiçbir siyasi çoğunluk, milletimizin tarihsel haklarından vazgeçme yetkisine sahip değildir.
Hiçbir iktidar, hiçbir parti, hiçbir ittifak; üniter ulus devlet yapımızı, ulusal kimliğimizi, ortak dilimizi, laik Cumhuriyetimizi ve vatandaşlık bağımızı pazarlık konusu yapamaz.
Mecliste çoğunluk sağlanabilir, adına “reform”, “süreç” ya da “demokratikleşme” denilen yasalar da çıkarılabilir, ama milletin 103 yıl önce ortaya koyduğu iradeye, Cumhuriyetin kuruluş felsefesine, temel niteliklerine ve ülkenin bölünmez bütünlüğüne zarar verebilecek girişimler asla kabul edilemez.
Milletin vicdanında karşılık bulmayan her düzenleme kâğıt üzerinde kalmaya mahkûmdur.
Çünkü devlet; ortak tarih, ortak gelecek, ortak vatan ve ortak kader bilincidir. Türkiye Cumhuriyeti’ni ayakta tutan en büyük güç de işte bu ortaklıktır.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti, yurttaşların eşitliği esası ile kurulmuş demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devletidir. Anayasanıza göre her yurttaşımız kanun önünde eşittir ve dili, etnik kökeni, yaşam biçimi, inancı ya da inançsızlığı devlet güvencesindedir.
Bu nedenle bugün Anıtkabir’den açıkça söylüyoruz:
Türkiye Cumhuriyeti’nin üniter yapısına uzanacak el kimden gelirse gelsin karşısında olacağız.
Ulusal birliğimizi zayıflatacak girişim kimden gelirse gelsin karşısında olacağız.
Laik Cumhuriyeti aşındırmak isteyen anlayış kimden gelirse gelsin karşısında olacağız.
Atatürk’ün devrimlerini ve Cumhuriyetin temel niteliklerini tartışmaya açmaya çalışan kim olursa olsun karşısında demokrasi ve hukuk içinde dimdik duracağız.
Çünkü mücadelemiz bir parti mücadelesi değildir.
Mücadelemiz makam mücadelesi değildir.
Mücadelemiz kişisel ikbal mücadelesi hiç değildir.
Mücadelemiz Cumhuriyet mücadelesidir.
Bugün Anıtkabir’e Türkiye’nin dört bir yanından gelen insanların verdiği fotoğraf, sıradan bir tören fotoğrafı değildir.
Bu fotoğraf;
“Biz buradayız” diyenlerin fotoğrafıdır.
“Cumhuriyet sahipsiz değildir” diyenlerin fotoğrafıdır.
“Atatürk’ün kurduğu devleti değiştirmek isteyenler karşılarında Türk milletini bulacaktır” diyenlerin fotoğrafıdır.
Birileri milletimizin sessizliğini teslimiyet sanmasın.
Birileri Cumhuriyet sevdalılarının sabrını güçsüzlük olarak görmesin.
Birileri Atatürk’ün fikirlerinin yalnızca törenlerde hatırlanan sözlerden ibaret olduğunu düşünmesin.
Atatürk, bu milletin bağımsızlık bilincidir.
Cumhuriyet, bu milletin çağdaşlaşma iradesidir.
Laiklik, özgür yurttaşlığın güvencesidir.
Ulusal egemenlik, milletimizin hiçbir güce devretmeyeceği hakkıdır.
Üniter ulus devlet ise bu vatanın ortak çatısıdır.
Bunlardan vazgeçmeyeceğiz.
Bugün Atamızın huzurunda verdiğimiz söz budur!
Bizler bugün Atatürk’ün mozolesinin önünde yalnızca geçmişimizi anmadık; geleceğimize de sahip çıktık.
Çocuklarımızın ve torunlarımızın yaşayacağı Türkiye’nin; bağımsız, laik, demokratik, çağdaş ve üniter bir Cumhuriyet olarak sonsuza kadar yaşaması için sorumluluk üstlendik.
Atatürkçü Düşünce Derneği olarak buradayız.
Dün olduğu gibi bugün de, yarın da burada olacağız.
Cumhuriyet nöbetindeyiz.
Bağımsızlık nöbetindeyiz.
Laiklik nöbetindeyiz.
Ulusal birlik nöbetindeyiz.
Ve Anıtkabir’den bir kez daha haykırıyoruz:
Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır!










