Yayınlanma:

Ekrandaki Alış Duvarı Bir Anda Yok Olabilir mi? Yüksek Frekanslı İşlem (HFT) Araştırmalarından Kripto Yatırımcısına Kritik Uyarı

Kripto türev piyasalarında emir defteri (alış ve satış emirlerinin fiyat sırasına göre görüldüğü ekran), yatırımcıya piyasada yeterli alıcı ve satıcı bulunduğu izlenimini verebilir. Ancak Yüksek Frekanslı İşlem (HFT) sistemleri, emirleri insanın tepki veremeyeceği kadar kısa sürede oluşturabiliyor, değiştirebiliyor veya iptal edebiliyor. Araştırmalar, HFT’nin normal koşullarda likiditeyi (bir varlığın fiyatı ciddi biçimde bozulmadan alınıp satılabilme imkânı) artırabildiğini ve bazı fiyat manipülasyonu türlerini azaltabildiğini gösteriyor. Buna karşılık hız avantajı ve stres anında geri çekilebilen emirler, özellikle kaldıraçlı kripto yatırımcısı için görünmeyen bir risk oluşturuyor.

Kripto piyasasında kaldıraçlı işlem yapan bir yatırımcı, işlem açmadan önce çoğu zaman grafiğe ve emir defterine bakar. Ekranda büyük miktarda alış emri görünüyorsa, fiyat düştüğünde karşı tarafta güçlü alıcılar bulunduğunu düşünebilir. Fakat modern piyasalarda görünen her alış emri, yatırımcı gerçekten çıkmak istediğinde orada kalacak anlamına gelmez.

Bu tartışmanın merkezinde Yüksek Frekanslı İşlem (HFT) bulunuyor. HFT, bilgisayar algoritmalarının çok düşük gecikmeyle ve çok yüksek hızda emir gönderdiği, değiştirdiği veya iptal ettiği işlem yöntemidir. Bu sistemler, saniyeler değil kimi zaman milisaniyeler içinde hareket ederek, insan yatırımcının karar vermesinden çok önce piyasadaki küçük değişimlere tepki verebilir.

HFT’nin piyasalara etkisi tek taraflı değildir. Shahadat Hossain’in 2022 tarihli araştırması, Londra Borsası’nda işlem gören 149 hisseye ait 2005-2016 dönemi verilerini inceledi. Çalışmada, HFT faaliyetlerindeki artışla birlikte incelenen Avrupa piyasasında likiditenin de iyileştiği bildirildi. Yani hızlı algoritmalar, olağan piyasa koşullarında alım-satımı kolaylaştırabilen ve işlem maliyetlerini azaltabilen bir rol oynayabiliyor.

Ancak aynı araştırmada yatırımcı açısından daha dikkat çekici bir sonuç yer aldı. HFT hareketlerini anlamak için yalnızca emir defterinin en üstünde görünen en iyi alış ve satış fiyatlarına bakmanın yeterli olmadığı ortaya konuldu. Çalışmaya göre, emir defterinin ilk beş fiyat seviyesini dikkate alan ölçüm, HFT izlerini daha başarılı biçimde yakaladı. Bunun yatırımcı için sade anlamı şu: Ekranın en üstünde görülen büyük bir alış emri, piyasanın gerçekten ne kadar dayanıklı olduğunu tek başına göstermeyebilir.

Asıl tehlike, piyasa sakinliğini kaybettiğinde başlıyor. Anatoly B. Schmidt’in kurumsal döviz piyasasını inceleyen çalışması, HFT ile ilgili temel kaygının yalnızca volatilite (fiyatın hızlı ve sert biçimde değişmesi) olmadığını; daha önemli riskin likiditenin stres anında ortadan kalkması olabileceğini savunuyor. Çalışmada, bazı hızlı işlemcilerin normal koşullarda piyasa yapıcı (alış ve satış emri vererek işlemlerin gerçekleşmesini kolaylaştıran taraf) gibi davrandığı, ancak sert fiyat sıçramalarında piyasadan çekilebildiği belirtiliyor.

Bu risk, kripto türev piyasalarında daha ağır sonuçlar doğurabilir. Türev işlem (değeri Bitcoin veya başka bir varlığın fiyatına bağlı sözleşme üzerinden yapılan işlem) kullanan yatırımcılar, çoğu zaman kaldıraç (yatırılan teminattan daha büyük tutarda pozisyon açma imkânı) kullanır. Böyle bir piyasada likidite hızla azalırsa, yatırımcının zarar durdurma emri beklediği fiyattan çalışmayabilir. Alış ile satış fiyatı arasındaki farkı ifade eden spread genişleyebilir; pozisyon çok daha kötü bir seviyeden kapanabilir. Zarar büyüdüğünde ise likidasyon veya tasfiye (kaldıraçlı pozisyonun sistem tarafından zorla kapatılması) riski ortaya çıkar.

Piyasanın hızlanması yalnızca emirlerin ne kadar süre ekranda kalacağıyla da ilgili değil. Gaia Balp ve Giovanni Strampelli’nin çalışması, gelişmiş veri akışlarına ve borsa sistemlerine daha yakın teknoloji altyapısına erişen hızlı işlemcilerin, piyasa bilgisini diğer yatırımcılardan önce işleyebilme avantajını tartışıyor. Çalışmaya göre bu durum, hızlı işlemciler ile daha yavaş yatırımcılar arasında iki katmanlı bir bilgi ortamı oluşturabilir. Başka bir deyişle, yatırımcının ekranda gördüğü fiyat ile hız avantajına sahip sistemlerin çoktan tepki verdiği piyasa aynı anda aynı gerçekliği yansıtmayabilir.

Bununla birlikte, HFT’yi doğrudan “manipülasyon sistemi” olarak tanımlamak da bilimsel olarak doğru olmaz. Birleşik Krallık Hükümeti Bilim Ofisi için hazırlanan ve 22 borsayı kapsayan bir araştırma, 2003-2011 döneminde HFT’nin etkili biçimde bulunduğu piyasalarda şüpheli gün sonu fiyat manipülasyonu (kapanış fiyatını yapay biçimde yukarı veya aşağı itmeye yönelik işlemler) vakalarının daha düşük olduğunu bildirdi. Araştırmanın en ihtiyatlı tahminine göre, HFT varlığı aylık şüpheli vaka sayısını 27,85 azaltmış; bu azalış örneklem ortalamasına göre yüzde 77,8’e karşılık gelmişti.

Ancak bu sonuç, hızlı algoritmaların her koşulda yatırımcıyı koruduğu anlamına gelmiyor. Söz konusu araştırma yalnızca kapanış fiyatını bozmayı hedefleyen belirli bir manipülasyon biçimini inceledi. Stres anında emirlerin geri çekilmesi, hız avantajının yavaş yatırımcı üzerindeki maliyeti veya kripto piyasasında kaldıraçlı tasfiye dalgalarının nasıl büyüdüğü gibi sorular bu bulguyla cevaplanmış değil.

Kripto yatırımcısı açısından en önemli ders burada ortaya çıkıyor: Piyasada görünen likidite ile kriz anında kullanılabilecek gerçek likidite aynı şey olmayabilir. Büyük alış emirleri ve yoğun emir defteri görüntüsü yatırımcıya güven verebilir; fakat fiyat çok hızlı hareket ettiğinde bu emirlerin kalıp kalmayacağı daha kritik bir sorudur.

Çünkü kaldıraçlı piyasalarda yatırımcının başına gelebilecek en tehlikeli olay yalnızca fiyatın düşmesi değildir. Asıl tehlike, çıkmak istediği anda ekranda gördüğü kapının çoktan kapanmış olmasıdır.

Editoryal Kaynak Notu: Bu haber, dört ayrı akademik çalışma ve inceleme dosyasından çıkarılan doğrulanabilir bulgular temelinde özgün olarak hazırlanmıştır. Hossain’in araştırması Londra Borsası verilerinde emir defterinin ilk beş seviyesinin HFT izlerini anlamada daha güçlü olduğunu ve incelenen dönemde likidite iyileşmesiyle HFT artışının birlikte görüldüğünü bildirir. Schmidt’in çalışması, kurumsal döviz piyasasında HFT bakımından asıl tehlikenin volatiliteden çok stres anında likidite riski olabileceğini savunur. Balp ve Strampelli, hız ve veri erişimi avantajının yavaş yatırımcılar açısından bilgi eşitsizliği doğurabileceğini tartışır. Cumming, Zhan ve Aitken’in 22 borsayı kapsayan araştırması ise HFT varlığı ile şüpheli gün sonu fiyat manipülasyonu vakalarındaki düşüş arasında ilişki tespit etmiştir. Bu çalışmaların büyük bölümü hisse senedi ve döviz piyasalarına ilişkindir; kripto türev piyasaları için doğrudan kanıt olarak değil, yatırımcının dikkat etmesi gereken piyasa yapısı risklerini açıklamak amacıyla kullanılmıştır.

 

 

Bu haber/metin yalnızca bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. İçeriğinde yer alan değerlendirmeler, analizler ve yorumlar herhangi bir yatırım tavsiyesi niteliği taşımamaktadır. Finansal piyasalarda yapılacak işlemler risk içerir. Yatırım kararlarınızı, kendi araştırmalarınız ve yetkili finans uzmanlarından alacağınız profesyonel destek doğrultusunda vermeniz tavsiye edilir.

İLK YORUMU SİZ YAZIN

Hoş Geldiniz

Üye değilmisiniz? Kayıt Ol!

Hemen Hesabını Oluştur

Zaten bir hesabın mı var? Giriş Yap!

Şifrenizi mi Unuttunuz

Kullanıcı adınızı yada e-posta adresinizi aşağıya girdikten sonra mail adresinize yeni şifreniz gönderilecektir.