Yayınlanma:

HAYVANLARIN YAŞAM HAKKINI SAVUNMAK İÇİN GİRESUN’DAYIZ

Dün 4 Nisan Dünya Sokak Hayvanları Günüydü.

Değerli basın mensupları ve hayvanların yaşam hakkına sahip çıkan kıymetli halkımız; bizler
yaşam hakkı savunucuları olarak İstanbul’dan İzmir’e, Ankara’dan Antalya’ya, Trabzon’dan
Diyarbakır’a kadar, ülkenin dört bir yanında, eş zamanlı olarak hayvanların yaşam hakkını
savunmak için bugün Giresun meydanında bir aradayız.

Dün 4 Nisan Dünya Sokak Hayvanları Günüydü. Kutlamak yerine yas tutuyoruz çünkü her
gün sokakta yaşayan hayvanların sistematik olarak yok edilmesine ve barınaklara
kapatılarak korkunç koşullarda hayattan koparılmasına şahit olmanın üzüntüsünü yaşıyoruz.
Hayvan Hakları İzleme Komitesi 2025 yılı Medya İhlal Raporu’na göre yalnızca basına
yansıyan vakalarda: En az 3.939.077 hayvanın yaşam hakkı ihlal edilmiştir.

Bu sayının yalnızca kayda geçen vakalar olduğu göz önünde bulundurulduğunda, gerçek
tablonun çok daha korkunç olduğunu tahmin etmek zor değildir.

Hayvanları Koruma Kanunu adı altında 2 Ağustos 2024 tarihinde çıkarılan kamuoyunda
‘katliam yasası’ olarak bilinen yasa, yürürlüğe girdiği günden beri, ülkemizi kocaman bir
hayvan mezarlığına dönüştürdü.

Ordu’dan, Rizeye, Mamak’tan, Konya’ya, Kütahya’dan, Altındağ’a, Erzurum’dan Bozüyüğe
kadar ülkenin her ilinden her ilçesinden muhalefet ya da iktidar partisi farketmeksizin
belediye barınaklarından gelen kahredici görüntüler, kamu vicdanında onarılamayacak
yaralar açmış, ülkede toplumsal huzuru ortadan kaldırmıştır.

Bu yasa yürürlüğe girdiği günden beri, denetim mekanizmaları yetersiz kalmış, belediyeler
kapasitesinin üstünde alım yapmak zorunda bırakılmış, hayvanlar daracık kafeslerde,
dışkıların içinde, açlıktan birbirini yemek zorunda bırakılmıştır.
Hayvanları toplama ve hapsetme politikasının popülasyon kontrolü sağlamayacağı,
sürdürülebilir olmadığı, düpedüz ortadayken, yasayı uygulamakta ısrar etmek,
toplu ölümlere zemin hazırlamaktır.

20 yıl boyunca kısırlaştırmayan, aşılamayan, görevini yapmayan belediyelerin ihmalinin
cezası, doğmaktan başka suçu olmayan hayvanlara kesilemez.
Popülasyon çoğaldı gerekçesiyle, sokakta yaşayan hayvanların toplanmasını, ötanazi adı
altında öldürülmesini, ölüm kampı olan barınaklara hapsedilmesini asla kabul etmiyoruz.
Barınak gerçekleri ortadadır. Barınaklar yerel yönetimlerin internet sayfalarında güzel
fotoğraflar paylaşarak reklamını yaptığı modern yaşam alanları değildir. Salgın hastalığın,
bakımsızlığın, açlığın kol gezdiği hapishanelerdir.

İçişleri Bakanı tarafından geçtiğimiz günlerde yapılan açıklamada; 51 ilde sokak köpeklerinin
%100 oranında toplandığı, 30 büyükşehirde toplamanın devam ettiği, toplam toplama
oranının %75’e ulaştığı ilan edilmiştir.

Bir başarı öyküsü gibi sunulan bu veriler, görmezden gelinemeyecek bir trajediyi gözler
önüne sermektedir.

Türkiye’de sokaklarda 4-5 milyon köpek olduğu beyan edilmişti, yasadan sonra yeni yapılan
doğal yaşam alanlarıyla birlikte barınakların toplam kapasitesinin ise 200bin civarında
olduğunu biliyoruz.

Ve vicdan sahibi yurttaşlar olarak soruyoruz:
“Veriler arasında bu denli uçurum bu denli matematiksel imkansızlık varken, milyonlarca
köpeği, 200 bin kapasiteli barınaklara, nasıl sığdırdınız?

Şehrimiz Giresun ili Bulancak ilçesi Şeyh Musa Köyü Sarman Mevkii’nde, “Doğal Yaşam
Alanı” adı altında inşa edilen bakımevi, hizmete girdiği Temmuz 2025 tarihinden bu yana
halkın ziyaretine kapalıdır. Gönüllü hayvanseverler, hayvanların yaşam koşullarını yerinde
gözlemlemek için defalarca barınağın kapısına gittiği, defalarca dilekçe verdiği halde: “halk
ve hayvan sağlığını korumak için” gibi hukuksuz bahanelerle kapıdan geri çevrilmiştir.
Kamuya açık olması gereken barınakta, içeriye girişlerin engellenmesi, akıllara “kötü koşullar
gizleniyor mu?” sorusunu getirmektedir.

5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu ve ilgili Uygulama Yönetmeliği uyarınca; hayvan
bakımevleri “kapalı cezaevi” değil, sahiplendirmeyi teşvik eden, toplumla iç içe ve şeffaf
denetime açık merkezler olmalıyken, uygulanan kapalı kapılar politikası, kanunun emredici
hükümlerine aykırılık teşkil etmektedir.

Giresun genelinde binlerce köpeğin toplanarak bu merkeze nakledildiği bilindiği halde, ne
toplanan, ne kısırlaştırılan ne de hayatını kaybeden hayvanlara dair resmi bir veri olmadığı,
süreç tam bir belirsizlik içinde yürütüldüğü için, mahallelerimizden alınan can dostlarımızın
akıbeti konusunda endişe duymaktayız.

Geçtiğimiz haftalarda valilik tarafından basına tanıtımı yapılan Bulancak barınağının
görüntüleri, modern bir yaşam alanı olarak lanse edilmeye çalışılsa da, fotoğrafları gören
herkesin kafasında birçok soru işareti yaratmıştır.

Modern bir doğal yaşam alanı denen barınakta, hayvanların gölgesine sığınabilecekleri tek
bir ağacın, ayaklarını basabilecekleri tek bir yeşillik alanın olmadığı açıkça görülmektedir.
Dağın tepesine kurulan barınak, hayvanların kışın soğuktan donacağı, yazın sıcaktan
kavrulacağı, betonlarla, tellerle çevrili bir tür tecrit merkezi görünümündedir. Kapalı kapılar
ardındaki her saniye, şüpheleri çoğaltmaktadır, basına yansıyan görüntülerde, içeride az
sayıda köpek ve az sayıda kulübenin olması endişe yaratmaktadır. Sokaklarımızda köpek
kalmadığı gerçeğinden hareketle soruyoruz: “Toplanan bu hayvanlar nerede?”
Yetkilileri, derhal hukuka uygun davranmaya davet ediyor; Bulancak bakımevinin ivedilikle,
belirli gün ve saatlerde vatandaş ve gönüllü ziyaretine açılmasını talep ediyoruz.

Sokakları güvensiz yapan hayvanlar değil, sorumluluk almayan politikalardır. Sokakta
yaşayan hayvanları, toplayıp barınağa tıkmak ya da uyutmak adı altında öldürmek, çözüm
değil zulümdür. Üretim çiftlikleri, internet satışı, katalog satışı yasaklanmadığı, yani vananın
suyu kapatılmadığı sürece, sokaklardaki hayvanları toplamak hiçbir işe yaramayacak,
sorunu daha da büyütecektir. Her yıl ülkemizde satılmak üzere, onbinlerce yeni kedi- köpek
üretiliyorken, bir taraftan cins hayvan üretimini teşvik edip, sürekli olarak piyasaya yeni
kediler, köpekler sunuluyorken, diğer yandan sokakta yaşayan hayvanların toplatılıp
bilinmeze gönderilmesi, popülasyon sorununa çözüm aranmadığının bariz bir göstergesidir.
Köpek popülasyonundan şikayetçi olan kanun koyucular, öncelikle üretimi durdurmalı,
doğumu engellemelidir. Doğanı öldürmek asla çözüm olmadı, olamaz.

Üretim ve satış devam ettiği, cezai yaptırımlar gelmediği müddetçe sokağa terkedilen
hayvanların sayısı da, çektiği zulüm de azalmayacaktır.

Mevcut yasa, hayvanların ürün gibi alınıp satılmasını engellemediği için, insanlar sevgiliye
14 Şubat hediyesi, çocuğa karne hediyesi ya da yazlığa giderken oyuncak niyetiyle hayvan
satın alabiliyor. Ve toplumda hayvanların eşyalaştırılması normalleştirebiliyor. Birşeyin yasal
olmasının, doğru olduğu anlamına gelmediğini bir kere daha hatırlatıyor, yasa koyucuları
bilimsel, vicdani ve etik yaklaşıma davet ediyoruz.

7 Temmuz 2012 tarihinde, dünyanın en saygın bilim insanları Cambridge Üniversitesi’nde bir
araya gelerek insanlık tarihi için devrim niteliğinde bir belge olan Cambridge Bilinç
Deklarasyonu’na imza attılar. Bu deklarasyon şöyle diyor:
“İnsan, bilinç sahibi tek canlı değildir; hayvanlar da tıpkı bizler gibi bilince sahiptir.”
Bu bilimsel gerçek; hayvanları birer “nesne” veya “kaynak” olarak gören türcü zihniyetin
çürütülmesini sağlamakla kalmadı, bilimsel olarak hayvanların seven, sevinen,
heyecanlanan, korkan, akıl yürüten, yas tutan ve en önemlisi acı çeken bilinçli, duyarlı
varlıklar olduklarını da kanıtladı. Bu gerçeğe sırtımızı dönemeyiz. Hayvanlar da, tıpkı biz
insanlar gibi kendi yaşam hikayeleri olan, bilinçli, hisli canlılardır. Nasıl ki insan satışı yasal
değilse, hayvanların üretimi ve satışı da derhal yasaklanmalıdır.
Burdan kanun koyuculara açık çağrıda bulunuyor ve madde madde taleplerimizi sıralıyoruz.

 

TALEPLERİMİZ

1- Kamuoyunda “Katliam Yasası” olarak bilinen yasa derhal geri çekilmeli, hayvanların
yaşam ve özgürlük haklarını güvenceye alan bilimsel, etik ve vicdani temelde yeniden
düzenlenmeli, 5199 sayılı kanunun 6. maddesindeki “kısırlaştır, aşılat, yerinde yaşat” ilkesi
korunmalı. Hayvan hakları anayasal güvence altına alınmalıdır.

2-Toplamalar ve hapsetmeler derhal durdurulmalı. Barınaklar, hayvan hastanesi ve
rehabilitasyon merkezine dönüştürülmeli, mevcut barınaklar tedavi merkezine dönüşene
kadar, barınaklardaki her bölümün net şekilde gözlenebildiği kamera sistemine geçilmeli.
İcapçı veteriner hekim uygulaması tamamen kalkmalı, her il ve ilçede 7/24 çalışan veteriner
hekim ve teknik personel sayısı artırılmalıdır.

3- Kırdan kente kısırlaştırma seferberliği başlatılmalı, tüm il ve ilçelerde kısırlaştırma ve
ilkyardım üniteleri oluşturulmalıdır.

4- “Pet” olarak kategorize edilerek bir ürün gibi alınıp satılabilen tüm hayvanların, üretim ve
satışı yasaklanmalı, yasağa aykırı hareket ederek suç işleyenlere caydırıcı ceza
uygulanmalıdır.

5- Hayvana şiddete, yatarı olan caydırıcı cezalar getirilmeli ve hayvana şiddeti kurumsal hale
getiren yerel yönetimler de bu kapsama alınmalıdır.

6- Sahiplendirme süreci devlet teşvikleriyle desteklenmeli, zorlaştırıcı tüm bürokratik engeller
ortadan kaldırılmalıdır.

7- Toplumun huzurunu ve barışını bozacak şekilde hayvanları hedef haline getiren,
hayvanlara ve hayvan hakkı savunucularına yönelik şiddeti körükleyen yazılı ve sözlü medya
şirketlerine ve sorumlularına caydırıcı idari para cezaları getirilmeli, toplumu kin ve
düşmanlığa sevk eden Güvenli Sokaklar Derneği ve benzeri tüm oluşumlar kapatılmalı,
yöneticileri yargılanmalıdır.

Burdan bir çağrı da barolara yapmak istiyoruz. Bugün 5 Nisan Avukatlar Günü; yaşamdan
yana olan avukatların, gününü kutluyor; hukukun asli görevinin, güçlüyü korumak değil; en
savunmasızın yaşamını güvence altına almak olduğunu hatırlatıyoruz. Hayvanlara karşı
sistematik olarak işlenen sayısız suç varken, tüm baroların hayvan hakları komisyonlarını, bu
sürecin eşgüdümlü izlenmesi ve ihlallerinin engellenmesine paydaş olmaya davet ediyoruz.
Unutulmamalıdır ki,, hayvana şiddetin normalleştiği bir toplumda hiç kimse güvende değildir.
Toplumun en savunmasızı olan hayvana yönelen şiddet, kadına, çocuğa, doğaya yönelecek
olan şiddetin habercisidir. Bizler şiddetin değil, yaşamın tarafındayız. Bilimin, etiğin ve
vicdanın tarafındayız. Hak ve özgürlükleri yok sayılarak katledilen tüm hayvanları saygıyla
anıyor ve hayvanların en temel hakkı olan yaşam hakkının hiçe sayılmasına karşı
mücadelemizden asla vazgeçmeyeceğimizi duyurarak, basın açıklamamızı noktalıyoruz.

Giresun Hayvan Hakları Platformu 05.04.2026 / Giresun Atatürk Meydanı

İLK YORUMU SİZ YAZIN

Hoş Geldiniz

Üye değilmisiniz? Kayıt Ol!

Hemen Hesabını Oluştur

Zaten bir hesabın mı var? Giriş Yap!

Şifrenizi mi Unuttunuz

Kullanıcı adınızı yada e-posta adresinizi aşağıya girdikten sonra mail adresinize yeni şifreniz gönderilecektir.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.