Abdurrahman Dilipak’ın ilginç bir TERS KÖŞE yazısı

Değerli arkadaşlar, Sosyal medyada sağın muhafazakar duayen yazarlarından Abdurrahman Dilipak’ın ilginç bir TERS KÖŞE yazısını okudum,şaşırdım. Sevgili Dilipak sormuş soruşturmuş, araştırmış,incelemiş,emek vermiş ve cesaretle yazmış. Bu kişiyi sevmem ancak cesaretle..

Yayınlanma: Güncelleme: 118 views
Değerli arkadaşlar,
Sosyal medyada sağın muhafazakar duayen yazarlarından Abdurrahman Dilipak’ın ilginç bir TERS KÖŞE yazısını okudum,şaşırdım.
Sevgili Dilipak sormuş soruşturmuş, araştırmış,incelemiş,emek vermiş ve cesaretle yazmış.
Bu kişiyi sevmem ancak cesaretle yazdığı bu yazısına şapka çıkarırım.
İçinizden bunları duyan,bilen,gören varmı bilmiyorum!!!
Doğru söylemek gerekirse ben bir çoğunu duymamıştım,yeni öğrendim.
Bilsem bile sanırım,bu yazının çeyreğini bu günkü koşullarda yazamaya cesaret edemezdim.
Yazmayı denesem bile çevrem,beni sevenler ”sana mı kaldı”derler, frenlerler,müsade etmezlerdi.
İçinizde bunları bildiği halde yazmaya cesaret eden bir babayiğit varsa lütfen el kaldırsın!!!
Hatta bu yazıyı sonuna kadar okuyup beğenen,paylaşanı baş tacı ederim.
Lütfen emek verip sonuna kadar okuyun,okuyun ki kepazeliğin son perdesini görün.
Ben özeleştiri diye buna derim.
Bu yazılanın %25 i bile doğruysa,
Vayyyy beeeee,
Neredennnn nereyeeee gelmişiz…..
Hak edilmeden başkasının sırtına binerek kolayca elde ettikleri,ancak hakta karşılığı olmayan itibarsız MIŞ gibi yapan naylon siyasi kariyeri nasıl kötüye kullanıldığını nasıl şımarıldığını böbürlenildiğini her gün çevremizde görüyoruz.
Etrafınızı bir yoklayın sizde görürsünüz.
Dilipak göremediklerimizi yazmış.
Servetin,paranın,rantın,kibirin,kul hakkının,şımarıklığın yarattığı arsızlığı,görgüsüzlüğü,doyumsuzluğu,azgınlığı,ve şatafatı yazmış.
Hadi,hep birlikte acınacak halimize, zevallılığımıza biraz gülelim,biraz ağlayalım,biraz kızalım,biraz öfke duyalım,biraz da şaşıralım.
Olduğu gibi aktarıyorum,
Buyurun,
TERS KÖŞE :
“Fuhuş, uyuşturucu, marka ve lüks tutkusu derken, bizim ‘modern muhafazakarların’ geldiği nokta, dudaklarınızı uçuklatacak hale geldi.
Su geçiren oje, abdeste mani olmayan rujlarımız var artık.
Helal likör, helal bira, helal şampanyalarımız var.
Yakında helal etiketli rakı da çıkaracaklar.
Hani biz başkalarına benzemeyecektik ?
Siyasilerimiz, bürokrasimiz, ahlak zafiyeti içinde.
Bebeğin cinsiyetini tahmin partisi diye bir parti duydunuz mu siz ?Bizimkilerde var.
After umre party var.
Eskiden hac ve umreden dönenlerin evinde tebrik ziyaretleri olurdu, tebriğe gelenlere tesbih ve seccade hediye edilirdi, ama bu işin bir adabı olurdu.
Rock müzik eşliğinde zikir party’si bile var artık.
Yatlarda happy birthday party gibi rezaletler de var.
Hepsi tesettürlü tabii !
Ramazan iftarını party’e dönüştürenler var, şatafat, müzik, kadınlı erkekli rengarenk giysiler içinde semazenlerle başlıyor.
Baby shower party çıkmış.
Bekarlığa veda partisi adı altında fuhuşa özendirenler bile var.
Tesettürlü ama, lüks, israf, ne istersen var.
Artık bu işler için ajanslar var, altın kaplamalı pasta sunumlarına kadar, Körfez ülkelerindeki rezillikleri aratmayacak her şey var.
Haram para cüzdanda durduğu gibi durmuyor.
Bu işlerin içinde siyasilerin, bürokratların yakınları, karıları var.
Bunlar biliniyor.
Yat partilerinde konken oynayan, tesettürlü hanımlar var.
Başörtüsü başörtüsü olmaktan çıktı, aksesuara dönüştü.
Namazı spor, orucu diyet niyetine dönüştürmüşler.
Hac da turizm olmuş.
Zaten adı şimdiden belli, hac ve umre turizmi.
Kurban da kebap bayramı olunca, bu iş tamam.
Sakal bırak, başörtüsü tak, sonra onlar ne yapıyorsa aynısını yap.
Seremoni, ritual, ikonalar, hepsi aynı.
Gay dergahlarına az kaldı.
Aşağılık kompleksi bizi mahvediyor.
Sadece makam sahiplerinin değil, her seviyenin ayağı kayıyor.
Yakında piercingli, tattolu imamlar görürsünüz.
Kimileri Lale Devri sosyetesinin yaptıklarını Osmanlı zannediyor, kimileri mevlidleri bile party’lere dönüştürüyor.
Artık ilahiyatlarda bile namaz kılanlar yüzde 50 nin altına düşmüş.
İnandığımız gibi yaşamayınca, yaşadığımız gibi inanmaya başladık.
Bunun sorumlusu kim ?”
Kırk günlük bebeğe tek taş yüzük takan tesettür sosyetesi var.
Ascot yarışlarındaki düşeslere, baroneslere özeniyorlar, türbanın üstüne tüylü şapka takarak, Lale Devri saraylarında, şatafatlı sofralarla mevlit yapıyorlar.
Mutaassıp yaşam biçiminden, gösteriş tüketimine sürüklendiler.
Mahremiyet duygusunun yerini, abartılı görgüsüzlük aldı, para döküp saçarak varolmaya çalışıyorlar, bedevi kültürüyle yarışıyorlar.
Maneviyattan maddiyata öylesine hızlı geçtiler,dünyevi zevklere kendilerini öylesine kaptırdılar ki, kulaklarından altınlar, pırlantalar fışkırdığını herkese seyrettirmek istiyorlar.
Nasıl bir açlıksa artık, helal etiketli şampanyalar satılıyor.
Alkolsüz mojito var.
Sodalı limonata derse, havalı durmuyor, illa mojito diyecek.
Alkolsüz bellini var.
Alkolsüz aperol var.
Chia tohumu eşliğinde ejder meyveli smoothie’lerin kaçınılmaz yansımasıdır bu…
Demirhindi şerbetiyle iktidara geldiler, mojitoya dönüştüler.
“İslami eğlence” adı altında “helal organizasyon” yapan şirketlerin sayısında patlama yaşanıyor.
Beş yıldızlı otellerde tahtırevanla düğün yapan var.
Salona tavandan sarkıtılan gondola binerek giren var.
İlahi ekipleri var, helal müzik yapıyorlar, “düğün gecenizi helal çerçevesinde şenlendiriyoruz” diye reklam veriyorlar.
Sunucusuyla beraber semazen ekipleri var.
Helal suşili düğün yemekleri, Osmanlı köşklerindeki varaklı dekorlarda,Swarovski kristalleriyle süslü padişah koltuklarında, altın kaplamalı pastalarla bitiyor, cümle alem görsün diye, videolarını internette yayınlıyorlar.
Dini düğün palyaçosu var kardeşim !
İslami animatör var.
Helal selülit kremiyle İslami esaslara uygun masaj salonu var.
Taylandlı masözlere türban taktırıyorsun, İslami esaslara uygun olmuş oluyor !
Bu çürüme sürecinde, tee Singapurlardaki casinolarda rulet masasında yakalanan bakan çocuğunu görmüştük…
En son, Akp genel merkezinde çalışan, lise mezunu ve henüz 27 yaşında olmasına rağmen,lüks otomobil koleksiyonu olan, kumar fişleriyle, revü kızlarıyla, elinde kadehle jakuzide poz veren, Çankaya’da lüks sitede oturan, rabia tweetleri atan arkadaşı kokain çekerken gördük.
17/25 Aralık lağımı patladığında, inanın, ne yakalandılar diye sevinmiştim, ne de öfkelenmiştim, hissettiğim sadece üzüntüydü.
Ait olduğum milletin başına gelenlere, koskoca Türkiye’nin düşürüldüğü hale, demokrasimize, gerçekten çok üzülmüştüm.
Rabiacı arkadaşı kokain çekerken gördüğümde de, inanın, aynı duyguları hissettim.
“Allah ile aldatma” ikliminin, Türkiyemizi ne hale getirdiğini gördüğüm için, gerçekten çok üzgünüm.
Ama…
Mütedeyyin (!) iktidardan medet uman sayın ahalimiz bir defa daha layığını bulduğu için, doğrusu bu defa.
Hani “bir topluluğa olan öfkemiz bile bizi onlar hakkında adaletsizliğe sevketmeyecek” idi! “İşi ehline” verecektik, ehliyet ve liyakat ne oldu. Satınalmacılar, ihale komisyonu üyeleri, insan kaynakları müdürleri, “hamili kart yakinimdir” benzeri şeyler yazan, “ehliyet ve liyakat” hatırlatması yapmadan “işe adam” değil, “adama iş” emreden “hoca efendiler”, vakıf mütevellileri, partizanlar, ihale komisyoncuları, hemşericilik ayağına yatanlar, milletin vekâletine talip olup, şehrin emanetini alıp kendine vekâlet verenlere ihanet edenleri, emanete hıyanet edenler, menfaatleri için 40 takla atan, yalan söyleyenler, Allah topunuz belasını verecektir elbet bir gün mutlaka. Ne zaman “biz zalimlerden olduk” diyecek ve tevbe edeceksiniz, Allah’ın gazabı yakanıza yapıştıktan sonra mı! Vazgeçmeyecekseniz, yakın olan bir azabı bekleyin.
Canınız cehenneme! Yakında nasıl bir yıkılışla yıkılacağınızı göreceksiniz..
Diyor,
Abdurrahman Dilipak.
Bana kızmayın,ben söylemiyorum,o söylüyor.

İLK YORUMU SİZ YAZIN

Hoş Geldiniz

Üye değilmisiniz? Kayıt Ol!

Hemen Hesabını Oluştur

Zaten bir hesabın mı var? Giriş Yap!

Şifrenizi mi Unuttunuz

Kullanıcı adınızı yada e-posta adresinizi aşağıya girdikten sonra mail adresinize yeni şifreniz gönderilecektir.