Siyasal Kirlenme

Vatandaş, verdiği oyların böylesi transferler yoluyla muhalif olduğu partiye taşınmasını kendine yapılan ihanet olarak görüyor, öfkesi de tavan yapıyor.

Siyasal Kirlenme
Yayınlanma: Güncelleme: 6 views

Sokaktaki vatandaşa mikrofon uzatıp “transfer” nedir? diye sorsanız alacağınız yanıtın hemen hemen tamamı “futbolcu almak” şeklinde olur. Oysa son günlerde futbolcu transferinin önüne geçen milletvekili ve belediye başkanı transferleri yaşanıyor.
Vatandaş, verdiği oyların böylesi transferler yoluyla muhalif olduğu partiye taşınmasını kendine yapılan ihanet olarak görüyor, öfkesi de tavan yapıyor. Asıl soruyu da sormadan edemiyor; Neden partisini değiştirdi?.. Bu soruyu sorarken de bir sürü senaryo yazıyor kafasında: Yargılanma korkusu mu, siyasi gelecek kaygısı mı, menfaat sağlama mı?.. Kimin ne dediği değil vatandaşın ne düşündüğü önemlidir.
Bir siyasetçi gerçekten siyasi görüşünün değiştiğini, eski partisinin demokratik ilkelerinden uzaklaştığını veya artık o partiyle çalışamayacağını seçmenine anlatır ve partisinden ayrılırsa bunu siyasetin doğal bir sonucu olarak görebiliriz. Ne var ki geçişlerin hep iktidar partisine doğru kayması toplumda yukarıda söylemeye çalıştığım kuşkuların haklılığını güçlendirir.
Çeşitli nedenlerle partisinden ihraç edilenlerin yeni bir oluşumla parti değiştirmeleri elbette anlaşılabilir. Bunun örneklerini Refah Partisinden AKP’ye, CHP’den DSP’ye, MHP’den Büyük Birlik Partisine, Zafer Partisine, İYİ Partiye, son olarak da CHP’den YENİ Partiye geçişlerde gördük. Yani milletvekilinin partisiyle fikir ayrılığı yaşaması, hatta partisinden ayrılması parlamenter siyasetin doğal parçası olabilir. Ancak siyasal çizgisini tersine çeviren bir değişim varsa orada başka şeyler vardır. İşte toplum bunları normal görmüyor. Bugünlerdeki milletvekili transferleri de toplumsal kuşkuları körüklüyor.
Bir belediye başkanı, seçimden hemen sonra partisinden ayrılıp aynı görevde başka bir partiye geçiyorsa, hukuken mümkün olsa bile siyasi meşruiyeti açısından seçmene bir açıklama borcu olduğunu düşünüyorum.
Hatta bana göre ideal sistemde, seçildikten hemen sonra parti değiştiren belediye başkanları görevlerini de bırakmalılar. Ayrıca herhangi bir nedenle boşalan belediye başkanlığına kayyım atamak yerine belediye meclisindeki sayısal dağılıma bakmaksızın aynı partinin bir meclis üyesinin üstlenmesinin yasal zemini oluşturulmalı. Böylece vatandaşın oy tercihine de saygı gösterilmiş olur.
Koca koca insanların ayakkabı değiştirir gibi parti değiştirmeleri gelecek kuşaklara kötü birer örnek olarak tarihin tozlu sayfalarına not ediliyor. O sayfaları temizlemenin yasal yollarını bulmadığımız sürece bunları konuşmaya devam edeceğiz.

İLK YORUMU SİZ YAZIN

Hoş Geldiniz

Üye değilmisiniz? Kayıt Ol!

Hemen Hesabını Oluştur

Zaten bir hesabın mı var? Giriş Yap!

Şifrenizi mi Unuttunuz

Kullanıcı adınızı yada e-posta adresinizi aşağıya girdikten sonra mail adresinize yeni şifreniz gönderilecektir.