Değerli dostlar, Bir yaz daha bitti, üniversiteler,okullar açılıyor,eğitim öğretim başlıyor. Konumuz EĞİTİM. Sınava endeksli eğitim. Türkiye sınavlara alışkın bir ülke. Okulda sınav,trafikte sınav, yemekte sınav,seçimde sınav, işte sınav,tatilde sınav,aşkta sınav,evde..
Değerli dostlar,
Bir yaz daha bitti, üniversiteler,okullar açılıyor,eğitim öğretim başlıyor.
Konumuz EĞİTİM.
Sınava endeksli eğitim.
Türkiye sınavlara alışkın bir ülke.
Okulda sınav,trafikte sınav, yemekte sınav,seçimde sınav, işte sınav,tatilde sınav,aşkta sınav,evde sınav,okullara girişte sınav çıkışta sınav,kız istemede sınav,hastalanmada sınav,yurt dışına çıkmada sınav, fakirlikte sınav,ölümde sınav,kısaca hep sınav hep sınav.
Ülkemizde,toplunun büyük bir kısmımı ilgilendiren merkezi anlamda yılda iki önemli sınav yapılıyor.
YKS ve LGS.
Bu iki sınava yaklaşık 4 milyona yakın öğrenci giriyor.
Girdisi yanlış olan bir sistemin, çıktısı da haliyle yanlış oluyor.
Çünkü üniversiteyi bitirenlerin %30 u iş bulamıyor,çalışanların ise %70 i mezun olduğu alan içinde çalışamıyor.
Üniversiteye yerleşenlerin 1/3 ü okul terki yaşıyor.
Mezun olanların neredeyse %90 ı devlete girmek için torpil kuyruğuna giriyor.
Bu sistemdeki yanlışlığı anlatmak için daha 10 larca gerekçe sayabilirim.
YKS da öğrenci aldığı puan doğrultusunda üniversite, şehir,ve bölümden birine göre tercih eder,Angara yerleştirir.
Öğrenciyi her kademe geçişinde yeniden tanımlamaya çalışan bir sistemin doğruluğundan nasıl bahsedilebilir?
Tam olarak tanımadığınız bir çocuğun geleceğini tek sınavda alacağı üç haneli rakama göre endekslemek ne kadar doğru ?
Hele her şeyin çok hızlı değiştiği günümüzde, 7-8 sene sonra çalışma hayatına başlayacak birisi için bu günden karar vermek ne kadar sağlıklı ?
Üniversiteye hazırlanmanın, girmenin ve bitirmenin birden çok değişkeni ve kriteri vardır.
Sadece merkezi bir sınavda alacağı puanla merkezi yerleştirme yapılan bir sistem sadece bizim ülkemize özgü olsa gerek.
Öğrenciler ne için üniversiteye girmeleri gerektiğini bilmiyorlar, lise gibi bir okul olduğunu, alacağı diplomayla meslek sahibi olacağını,iş dünyası kapıda karşılayacağını,işlerinin hazır olduğunu düşünüyorlar.
Okul bitince kendilerini öğretmen,avukat,savcı,hakim,
mühendis,hekim,işletmeci,gazeteci,psikolog,halkla ilişkilerci …olduklarını sanıyorlar.
Maalesef büyük bir hayal kırıklığı ve umutsuzluk,özgüven kaybı ülkeye küsmek.
Öğrenci için en önemli ve en problemli eğitim kademesi Lise.
Lise döneminde dünya, değişim, ülke gerçeği,yaşam,çalışma hayatı,iş dünyası,üniversite, kariyer,siyaset,ekonomi,vatandaşlık gibi konularında her öğrenci az yada çok bilgi sahibi olmalıdır.
Lise süreçinde öğrenci ve velinin en çok ihtiyacı duyacağı şey REHBERLİKTİR.
Akademik dersleri bir şekilde öğrenebilir,Ancak onu şekillendirecek,geleceğe hazırlayacak olan en önemli birim rehberlik.
Ama doğru rehberlik.
Pazartesi günü okullar açılıyor seçeceğiniz okulda dikkat etmeniz gereken önceliğiniz rehberlik hizmetinin yeterli olup olmadığıdır.
Okullarda 250 kişiye bir rehber öğretmenin düştüğü ve
40-50 kişilik sınıflarda eğitim yapılmaya çalışıldığı bir gerçektir.
Eğitimin lokomotifi olan öğretmenler ekonomik zorluk yaşıyorlar,mutlu değiller,
Parası olan için eğitim, dershanelere,özel derslere, merdiven altına kaymış, İdeallikten uzaklaşmış,eğitim ticarileşmiş,
Bu koşullarda eğitimin sağlıklı olduğunu düşünmek saflık olur.
Üniversite tercihinde ise puan ve sıralama ile gireceği bölümü eşitlemeyi yeterli görür hale gelmişiz.
Her yıl 600-700 bini kişimin sınava tekrar girmesi size tuhaf değil mi?
Peki neden?
En büyük etken lisede rehberlik hizmetinin yetersiz olması yada doğru yapılmamasıdır.
Dünyada 60.000 meslek, üniversitelerde ise 2800 bölüm var.Bizde hala belirli bölümler biliniyor ve onlar ilgi görüyor.
Üniversiteler sadece diploma veren yerler haline gelmiş. Üniversite bir yol arkadaşıdır,bir pusuladır.Üniversiteyi bitirdiğinizde amacınız sadece bir diploma almaksa o sadece kağıt parçası olur.
Özellikle üniversite yıllarında diplomanızın üstüne ne koyduğunuz çok önemlidir.
Sadece ders dinlenen üniversite üniversite değil,okuldur.
Üniversite iyi bir netwörk,iyi bir kimlik,CV oluşturan yerlerdir.
Üniversite eğitimi ile meslek aynı şeyler değildir.
Gelişmiş ülkelerde üniversite eğitimi 2 3 yada 2 2 şeklindedir.
Bizde üniversiteye giriş yarım asırdır aynı kalmış, değişmemiş,yenilenmemiş.
Biz millet olarak değişimden korkuyoruz.
Bir Eğitim duayenimiz söylemişti”ülkemizdeki eğitimin düzelmesi için tek kriteri var,yama yapmak değil,eskiyi toptan çöpe atıp,sil yeni baştan yeni sistem kurmalıyız,demişti.
Aynen katılıyorum,palyatif günü kurtaran çözüm,çözüm değildir. sadece sorun ötelenir,kirliliğin üzeri örtülür.
Gelişmiş ülkeler bunu başarmış.
Özellikle eğitimde merkezi sistem yerine yerel,bölge hatta okul bazlı uygulamaya geçmişler.
Merkezi hükümetin tek fonksiyonu denetim olmalıdır. Ama ciddi ve adil denetim.
Türkiyede vakıf üniversitesi şahıs bazlı ticarethane olmuş.
Bir özel(vakıf)üniversitenin alacağı öğrenciyi neden devlet yerleştirir ?
Aklı selim birisi lütfen bana bunun izahını yapsın.
Devlet kendi üniversitesine aldığı öğrencinin maliyeti kadar ücreti vakıfa giden bir öğrenciye neden vermez.
Merkezi yerleştirme üniversiteleri tembelliğe itmiş, üniversal olması gerekirken okul olmuşlar,üretimden uzak verimsiz,niteliksiz,işlevi diploma veren bir sektör haline gelmiş.
Üniversite hocaları, doçları, profları,araştırma elemanları, bilim insanları bu ülke ile ilgili hangi markayı, hangi projeyi üretmişler bilen var mı?
Ülkemizin gelişmesine, siyasetine ekonomisine, turizmine,tarımına,ticaretine,
tanıtımına ne katkısı sunmuşlar.
Üniversiteye yerleştirme sonuçu açıklandığı gün yetkililer övünerek %50–70-90 yerleştirme başarısı gösterdiklerini söylerler.
Anadoluda liseyi bitirip büyük kentlerde üniversite kazanan bir öğrenci ve veli için sevinç günümüzde kabus olması muhtemeldir.
Tek maaş alan bir ailenin çocuğunu büyük kentlerde okutması için barınma, ulaşım, üniversite ve diğer ihtiyaçlarını bir düşünün,empati yapın.
Büyük kentlerde öğrenci olmak çok zor.
Hele Vakıf üniversitesini kazanmış bir velinin vay haline.
2.5-3 milyon öğrenciyi tek sınava sokup 250-300 binini mutlu eden sistemden artık lütfen vazgeçin.
Kişisel özellikleri, yetenekleri,beceriyi,hayalleri dikkate almadan 12 yıl boyunca elde ettiği tüm birikimleri bir sınav sonucuna ezberci bir sisteme kurban etmek ve öğrencileri birbirine benzetmeye çalışmak hiç doğru değil.
Bu çağdışı bir uygulama.
1974 yılından itibaren merkezi sınav ve merkezi yerleştirme yapılıyor.
İçerik hiç değişmiyor 3-5 senede bir,sadece şekil değişiyor.
Bu bir sorunsa,bizi yönetenler bunu görmüyorlar mı?
Görüyorlarsa neden çözmüyorlar,çözemiyorlar?
Çözmek için ülkenin gücü mü yok?
Varsa neden çözüm üretilmiyor?
Genç beyinleri, yeteneklerimizi, nitelikli insan kaynaklarımızı, geleceğimizi,kuşaklarımızı kaybediyoruz,yok ediyoruz.
Eğitim önceliğimiz ise,hadi bir eğitim seferberliği başlatalım.
Tek mesele,
Çözmek isteniyor mu ? istenmiyor mu?
2026-27 eğitim öğretim yılı inşallah hayırlı olur temennisiyle
Saygılar….